Hayatına müdahale edilmesinden rahatsız olmayan birisi ya da hayatına biri karıştığı zaman sakin kalabilen var mıdır? Herkes hayatını kendi yönlendirmek, hayatına dair kararları kendisi almak ister ki hata yaptığı zaman sorumluluğu kendine ait olsun. Birisinin, bir başkasının yaptıklarına karışması, aldığı kararları sorgulaması, fikirlerini değiştirmeye çalışması kabul edilebilir bir şey değil. Çünkü yaşadığımız hayat bizim en özelimizdir. Bu yüzden arkadaşların hatta aile fertlerinin bile arası bozulabiliyor. Peki biz yaşadığımız hayatla mutluyken biri çıkıp, “bu hayat senin değil, sen senin olmayan bir hayatı yaşıyorsun!” dese, ona ne cevap veririz? En iyi ihtimalle, “neden bahsediyorsun sen!” diyerek dönüp arkamızı gideriz. Dediklerini düşünmeyiz bile. Ancak üzülerek söylüyorum ki hiçbirimiz kendi hayatımızı yaşamıyoruz. Kendi hayatımızı yaşamadığımız gibi yaşadığımız hayatı kendimizin sanıyoruz. En fenası da bu ya zaten, öyle sanmamız…
Birileri bir gündem belirliyor kaynağını bilsek de bilmesek de peşinden gidiyoruz. Kendini gündeme kaptırıp hiçbir şey yapmayanı bile gündemin ne olduğuna bakıyor ve günler böyle geçip gidiyor. Daha doğru bir ifade ile heba oluyor. Aslında varmak istediğim nokta şurası; hayatımız içerisinde bizi etkileyen düşünceler, izm’ler, semboller, akımlar, eğlenceler, kısaca hayatımızdaki her şey, başka bir şeyden devşirilmiş. Bu öyle ustalıkla yapılmış ki biz hiç farketmemişiz!
Daha fazla uzatmadan birkaç örnek vermek istiyorum. Mesela son dönemlerde gerek ülkemizde gerekse yurt dışında oldukça yaygın olan, restoran menülerinde ayrı yer tutan ve hatta buna özel mekanlar yapılan veganlık. Televizyonlarda, gündüz kuşağı programlarında veya sağlıklı yaşamı destekleyen uzmanlar tarafından “vücudumuza faydası var” diyerek açıklanan et yememe ve hayvansal gıdalar tüketmeme alışkanlığı, Hint dinlerinde hayvanlar değerli ve kutsal varlıklar olduğu için onlara zarar vermemek adına dinlerinin gereği olarak yaptıkları bir şey. Özellikle kurban bayramlarında ortaya çıkan bu kesim, bir de üstüne hayvanseverliği ekleyerek işini daha ciddiye aldığını gösteriyor bize. Kurban bayramlarında onlarca hayvanın kesilmesi onlar için katliam olarak değerlendirilebiyor. Biz veganlığı o denli benimsemişiz ki dinimizin bayram olarak kutladığı ve helal saydığı yiyeceği katliam olarak görebiliyoruz. Çünkü hayvanları çok seviyoruz! Hint dinlerinde kutsal görüldüğü için yapılmayan bir uygulamayı, dini ritüeli biz de yapmaya kararlıyız. Bizim fikrimiz olduğunu düşündüğümüz için de kimsenin eleştirisine tahammül edemiyoruz. İkinci olarak yoga-meditasyonu örnek vermek istiyorum. Aslında bunlarda Hint dinlerinin birçoğunda olan ibadetlerdir. O meşhur rahatlama sözü olan “om” ifadesi ise onların besmelesi mesabesindedir. Biz ise bunu, ruhumuzu dinlendirmek, kötü enerjilerden kurtulmak, çakralarımızı açıp doğaya pozitif enerji göndermek için yapıyoruz. Böylece yoga bizim için pozitif hayatın vazgeçilmezi haline gelebilmektedir.
Halbuki dinimizin emrettiği şekilde om diyerek konsantre olmak yerine gerçek bir besmele çekip Allah rızası için huşu ile namaza niyetlensek çok daha pozitif, dingin ve disipline bir hayata kapı aralamış olmaz mıyız?
Üçüncü olarak da yılbaşı kutlamalarını örnek vermek istiyorum. Evet pek çok kardeşimiz “Yılbaşı, Hristiyanların bayramı olan noel tarihine tekabül etmiyor. Bırakın canım insanlar yeni yıla girmeyi seviyorlar Hristiyanların olduğu için yapmıyorlar ki!” desinler. Bizde şimdilik kısaca şöyle demekle “Peki her yılbaşı kutlamalarında noel baba ve süslenmiş çam ağacı eşliğinde hindi pişirip alkolünü yudumlamak da ne ola ki?” yetinelim. Neyse bu konular tehlikeli konular zaten, insanların hayatlarına karışmak olmaz değil mi, kim nasıl isterse öyle yaşar elbet.
Ancak sen kim olduğunu bilmiyorsan seni sana tanıtmakta benim görevim. Çünkü Allah bu yüzden göndermiş insanoğlunu; bizim sandığınız hayatınıza karışmak ve bizim olan hayata karıştırmamak için. Başlarda dedim ya hayatına biri karışınca rahatsız olmayan biri var mı diye. İşte tam da oradayız şu an. Ben bizim olan hayata karışılmasından çok rahatsızım ve rahatsızlığımı dile getirmek için bu yazıyı yazdım.

