Şükrü Aşçıbaşı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. DÜNYAYI ANLAMLI KILAN AHİRETE İMAN

DÜNYAYI ANLAMLI KILAN AHİRETE İMAN

service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Kur’an-ı Kerîm’in pek çok ayeti, öldükten sonra dirilişin var olduğunu, bunun ardından da insanın hesaba çekileceğini bildirir. Bu hesabın nihayetinde ise insanların amellerinin, bu dünyadaki ahlaki ya da ahlaksız davranışlarının karşılığını göreceğini, yapıp ettiği en ufak davranışların dahi göz ardı edilip unutulmayacağını dile getirir.

İnsanoğlunun nasslar dışında ( ayet ve hadisler haricinde) akıl yoluyla da ahiretin varlığını anlaması mümkündür. Mesela akli olgunluğa erişmediği çocukluk dönemlerinde bile bir amaç, bir gaye gözetir. Yetişkinler bir şeye benzetemese de oyuncaklarını bir düzen içerisinde kurar. Yetişkinler ise kendilerinin bu dünyada ebedi olmadığını, her doğanın bir süre sonra bu dünyadan ayrıldığını bilir ve kendi başına da aynı akıbetin er ya da geç bir gün geleceğinin farkındadır. Fakat ömrünün son demlerinde bile olsa yok olmayacak, adeta zamana meydan okuyacak yapılar yapma mücadelesi verir. Ömrünün çoğunun gelip geçtiğinin bilincinde olması, kalıcı evler yapma arzusundan vazgeçirmez. Almak istediği bir eşya için saatlerce, günlerce belki haftalarca araştırma yapar, inceden inceye her ne kadar en dayanıklısının bile birkaç yıl sonra bozulup kullanılamaz hale geleceğini bilse de en sağlam ve en kalitelisini alma çabasını gösterir. Bütün bunların sebebi ise, insanın yaptığı fiillerde bir amaç gözetmesi, en basit eylemlerinde bile abesle, boş şeylerle uğraşmayı kendisine yakıştıramamasıdır. İşte tam da bu noktada insan, “ben nasıl ki yapıp ettiklerimde bir maksat gözetiyorsam beni ve diğer her şeyi yaratan âlemlerin rabbi de bu cihanı yaratırken bir gaye gözetmiş olmalıdır. Ben bile seksen- doksan yıllık ömrümdeki eylemlerimde kalıcılığı arzuluyorsam Rabbiminde tıpkı benim boş şeylerle uğraşmayı kendime yakıştıramadığım gibi abesle iştigal etmesi, hikmetsiz fiilde bulunması düşünülemez.” düşüncesine ulaşması doğal bir durumdur.

Bu aşamadan sonrasında ise, insan düşünmeye devam edip her gelenin vakti saati geldiğinde bu dünyadan göçüp gittiğini, âlemde her var olanın var olduğu andan itibaren yokluğa doğru bir yolculuğa çıktığını gördüğünde âlemin kalıcı, ebedi olmadığını anlar. Birde bu dünyadaki haksızlıkları, zulmü, adaletsizliği gördüğünde bu âlemin bir başka âlem için imtihan yurdu olduğunu kavrar. Kendisindeki fıtratından gelen adalet duygusu ve bu haksızlıkların karşılığının verilmesi gerektiği fikri, ahiretin varlığını anlamasında yardımcısı olur. Ayrıca çevresindeki varoluşa baktığında sonbaharda dökülen yaprakların kış mevsimi geldiğinde sanki hiç var olmamış gibi bir hale bürünmesine rağmen her ilkbaharda yeniden ağaçların dallarında belirmesi de ahiretin varlığını anlamasındaki bir diğer yardımcı faktör olur.

Âdemoğluna verilmiş olan akıl ise, iyi fiillerin karşılığının olması; kötü ve zararlı fiillerinde cezasız bırakılmaması gerektiğini bilir. Mesela dünyaya gelişinin varlık sebebi olduğu çocuğu, kendisine isyan edip dediklerine muhalif eylemlerde bulunduğunda onun bu tavrını karşılıksız bırakmaz ve hiç değilse çocuğunun kendisine nankörlük yapmaması gerektiğini düşünür.

İnsanoğlu kendisine Allah’ın bahşettiği akıl sayesinde genel itibariyle birçok fiilin iyi veya kötü olduğuna karar verebilir. Bu fiillerin de karşılığının olması gerektiği kaçınılmaz bir sonuçtur. İnsanın hayatında ahiret bilincine sahip olması yapıp ettiği fiillere çeki düzen vermesini sağlar. Her ne kadar yasal bile olsa aklen ve naklen yasak olduğunu bildiği eylemlerde bulunmaktan geri durur. Aksi takdirde ise toplum için kaos sebebi olmasının önünde bir engel yoktur. Ahirete iman, sosyal hayattaki pek çok probleme doğrudan çözüm üretir, insanın toplum yaşamındaki hal ve hareketlerine çeki düzen vermesini sağlar ve onun toplum hayatındaki pek çok ahlaksızlığı işlemesine ve anarşinin, kaosun, menbaı olmasına engel olur.

Mesela güvenlik güçlerinin ve kameralarının olmadığı bir mekânda her şeye sahip olması gerektiği düşüncesinin empoze edildiği yoksul bir delikanlının hırsızlık yapmasının önünde vicdanından başka bir engel yoktur ya da bir işverenin yasal anlamda işçisinin hak talep etme durumu tezahür etmediğinde onun emeğini karartmasının önünde de bir engel yoktur. Bu örnekleri daha da artırabiliriz. Hatta ciğerparelerimiz yavrularımızı, evimizin direği babalarımızı, yuvalarımızın temel kurucu unsuru annelerimizi, yaşadıkları bütün olumsuzluklara rağmen hayata bağlayan, kendilerine tutunup sarılmamıza imkân tanıyan etkenlerin başında ahirete iman ve hesap verme bilinci gelir. Ahirete iman olmasa ekonomik anlamda borç batağına batmış babalarımızı, hastalıklarla mücadele edecek gücü kalmayan annelerimizi, hayata karşı en ufak bir problemde karamsarlığa düşen ve ölmeyi en kolay yol zanneden yavrularımızı ve bütün sevdiklerimizi hayata bağlayan, yaşama tutunmalarını sağlayan ahirete imandır. Aksi takdirde bu dünya hayatının gerçekten de bir anlamı kalmıyor, en büyük mutluluklar bile ölümü hatırladığımız da zehire dönüşebiliyor. Sevdiğini toprağın altına kendi elleriyle koyan bizleri teselli eden en büyük düşünce, ahirete imandır. Aksi takdirde belki sorulmuş olsa kendi canımızı seve seve uğruna feda edeceğimiz sevdiklerimizi bir daha görmeme düşüncesine nasıl karşı koyabiliriz ki? Ahirete imanla edindiğimiz, sevdiklerimizle onlar gibi iyi bir insan, iyi bir kul olduğumuz takdirde bir arada ve ebedi mutluluğa erişecek olma düşüncesi, hayattan ayrılmaları gerçeğinin doğurduğu koskoca boşluğu doldurur. Bir nebze de olsa onlardan ayrılma hasretini giderir ve onların bizden ve hatta kendilerinden daha çok kendilerini sevip merhamet eden Allah’ın merhametine emanet etmemiz içimizi ferahlatır. Ahirete iman dünyayı anlamlı kılar sözüyle yazıma son verirken ahirete uğurladığımız değerli sevdiklerimizle bu dünyadan daha hayırlı ve daha güzel bir dünyada, cennette bir araya gelme duasıyla sizi Allah’ın kerem ve rahmetine emanet ediyorum.

Alaplı İlçe Vaizi Şükrü AŞCIBAŞI

DÜNYAYI ANLAMLI KILAN AHİRETE İMAN
+ - 0

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir