Şahsiyet; “Bir insanı diğerlerinden ayıran özellikler bütünüdür.” şeklinde tarif edilmiş ve şahsiyetin iki temelinin bulunduğu, bunlarında karakter ve mizaç olduğu ifade edilmiştir.
Mizacın insanoğlunun doğuştan getirdiği soğukkanlılık, acelecilik gibi değerler olduğu dile getirilmiştir. Mizaç diye ifade edilen değerler büsbütün ortadan kaldırılamasa da yön verilebilecek yapıya sahiptir.
Atalarımız bu hususu “Yedisinde ne ise yetmişinde de o” şeklinde ifade etmişlerdir.
Mesela cömert bir mizaca sahip olan insan bu yapısını Allah’ın razı olmadığı haram yollarda mal ve mülkünü savurarak gösterebileceği gibi Yüce Rabbimizin emrettiği ve teşvik ettiği alanlarda mal varlığını sarf ederek de kullanabilir.
Karakter ise insanın yaşamı boyunca karşılaştığı hadiselerden çıkardığı dersler doğrultusunda şahsiyetine verdiği şekil denilebilir.
Sevgili Peygamberimiz ashab-ı kiramın şahsiyetlerini İslam dininin üç temeli diyebileceğimiz iman, ibadet ve ahlak ekseninde Allah-insan, insan-insan, insan-tabiat olmak üzere çok boyutlu bir yapı halinde Rabbani bir biçimde inşa etmiştir.
Hz. Peygamber Efendimiz “Her doğan fıtrat üzere doğar sonra anne babası onu Yahudi, Hristiyan veya Mecusi yapar.” buyurarak insanoğlunun süreç içerisinde bilhassa yakın çevresinin etkisi ile doğru yoldan yanlışa doğru meylettiğini ifade etmiştir.
Resulullah Efendimiz her yaştan insanın kimlik oluşumuna katkı sağlamıştır. Şahsiyet inşasına imandan başlamak gerektiğini ise, konuşmayı yeni öğrenen çocuklara İsrâ suresinin son ayet-i kerimesi olan “Çocuk edinmeyen, hâkimiyette ortağı bulunmayan, âcizlikten münezzeh olduğu için bir dayanağa da ihtiyacı olmayan Allah’a hamdederim de ve tekbir getirerek O’nun şanını yücelt!” (17/ 111.) ayetini ezberletmesi ile bize hissettirmiştir.
Peygamber aleyhi’s selam mutlak güç ve kudret sahibi, her şeyi yaratan Allah inancıyla yetiştirdiğimiz nesillerimizin şahsiyetlerinde ikinci adımın ibadet boyutuyla gerçekleştirilmesi gerektiğini “Evlatlarınız yedi yaşına geldiklerinde namazı emredin.” diyerek göstermiştir.
Üçüncü aşamanın ise ahlak boyutu ile gerçekleştirilmesi gerektiğini Enes (r.a.) çocukların yanından geçerken onlara selam verip ardından da yanındaki arkadaşlarına Peygamberimizin de bu şekilde yaptığını ifade etmesi (Müslim, Selam, 15.) ile anlamış oluyoruz.
İman, ibadet ve ahlak merkezli bir şahsiyet inşası gerçekleştiren Efendimiz insanoğlunun şahsiyetini muhafaza bağlamında ise arkadaşın önemine “Kişi arkadaşının dini üzeredir. Bu sebeple herkes kiminle dostluk yaptığına baksın.” (Tirmizi, Zühd, 45.) diyerek dikkat çekmiştir.

