İslam dini hayatın her alanına ve her anına dair hükümleri olan kapsamlı bir dindir. İnsanoğlunun da konuşma esnasında riayet etmesi gereken emirleri ve yasakları vardır. Bugün Kur’an-ı Kerim ve sünnet-i seniyyedeki konuşmaya dair bazı ilkeleri hatırlatmak istiyorum. Öncelikle Müslüman insanın, Peygamberi gibi doğru sözlülükle maruf bir insan olması gerekir. “Sözünün eridir” kelamının vücut bulmuş hali olmalıdır. İnsanları geçiştirmek ve başından savmak için değil yerine getirmek için söz vermelidir. Yüce Rabbimiz doğru sözlülükle ilgili olarak şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve doğru söz söyleyin.” ( 33/ 70.) Tutamayacağı sözler vermemeli, boyundan büyük laflar etmemelidir. Bu durumun Allahu Teâla nezdinde ne kadar büyük bir günah olduğunu hatırından çıkarmamalıdır. “Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır.” (61/ 2-3.)
Konuştuğunda yalana başvurmamalı yalanın pembesi, beyazı, grisi kısacası hiçbir renk ve tonu hayatında yer bulmamalıdır. Ne köşeye sıkıştığında ne de köşeye sıkıştırmak için yalana başvurmamalıdır. Müslüman insan doğru sözlülüğün İslam’ın, yalanın ise münafıklığın alamet-i farikası olduğunun bilincinde olmalıdır. Bu hususta Sevgili Peygamberimizin (s.a.s.) münafığın alametlerini sayarken bunlardan birisinin konuştuğunda yalan söylemek olduğunu hayatında rehber edinmelidir. (Müslim, İman, 107.)
Müslüman insan başka taraflara çekilebilecek hakaret ve övgüye muhtemel kelimelerden sakınmalı. Açık, net, anlaşılır cümlelerle hitap etmelidir. “Ey inananlar! Peygamber’e, “Bizi de dinle” (raina; kötü anlama gelebilecek söz) demeyin, “Bizi gözet” (unzurna) deyin ve dinleyin, inkar edenlere elem verici azab vardır.” (2/ 104.)
Gıybet, su-i zan ve tecessüs gibi gayr-i ahlaki konuşmalardan uzak durulmalıdır. “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın.” (49/ 12.)
Aynı şekilde alay etme, ayıplama ve kötü lakap takmadan uzak durulmalıdır. İnsan haysiyetini ayaklar altına alan tavır ve sözlerden kaçınmalıdır. (49/ 11.)
İftira atarak bir insanın izzet-i nefsine dil uzatmamalı.(33/ 58.) İftira atarak bir insanın namusunu lekelemenin İslam dininde en büyük günahlardan birisi olduğu hatırdan çıkarılmamalıdır. (Buhari, Tıp, 48.)
Konuşma esnasında argo ve sövgü içerikli sözcüklerden kaçınmalıdır. Çünkü Hz. Peygamber Efendimiz bir Müslümana küfretmenin Allah’a itaatten çıkıp isyana girmek olduğunu ifade etmiştir. (Müslim, İman. 116.)
Kurulan sözcükler her ne kadar günah içerikli olmasa da bağıra – çağıra, naralar atarak, sanki kendisinden başka kimse yaşamıyormuş ve karşısındaki insanın işitme problemi varmışçasına yüksek perdeden konuşmaktan kaçınmalıdır. (31/ 19.)
Konuşma esnasında güler yüzlü olmaya özen göstermelidir. (Müslim, Birr, 144.) Söyleme biçiminin söylenen sözün içeriğinden daha tesirli olduğu göz önünde bulundurulmalıdır.
Bir mecliste başka insanlarda varsa iki kişi fısıldaşmamalı (Buhari, İstizan, 45.) veya o ortamdaki insanın anlamayacağı bir lisanla konuşmaya başlamamalıdır. Bu halin o insanı üzeceği ve her ne kadar fısıldaşmanın içeriğine vâkıf olmasa da kendisi hakkında olumsuz konuşmaların cereyan ettiği zannına sevk edilmemelidir.
Geleceğe dair bir plan ya da programdan bahsediliyorsa mesela şunu yapacağım, yarın buraya geleceğim vs. inşallah, Allah nasip ederse, Allah izin verirse gibi ifadeler kullanmaya özen göstermelidir. (18/ 23.)
Kısacası konuşmamız boş, (23/ 3.) dünya ve ahirete fayda sağlamayan, ( Buhari, Nikâh, 80.) gereksiz tafsilatla uzatılmış ve zaman israfına sebebiyet vermiş bir hale bürünmemeli, içerik ve üslupla muhatabımızı rencide edecek ve hakaret edecek bir halden de sakınmalıyız.
Alaplı İlçe Vaizi Şükrü AŞCIBAŞI
İLETİŞİMİNDE BİR USULÜ VE ADABI VAR
0
Paylaş

