Gezinti Bağlantılarını Atla

Toplum kirlenmesi ve Gazetecilik

dünyayı kirletiyorlar

Gazete Köşesi   A+a-

mehmet ÖZTÜRKmehmet ÖZTÜRK 
mehmet195867@hotmail.com.tr
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Bir ülkede kişilik erozyona uğradığı zaman, insanların toplumsal dayanışması da, birlikte yaşam olgusu yok olmaya başlar.
12 Eylül 1980 ile başlayan bilgi çarpıtma! Bugüne kalıcı bir hasar bıraktı.
 
Katliamlar, aile içi şiddet, sokak güvenliğinin yok olması, iş barışının bozulması, siyasi komplolar alıp başını gider.
Ereğli’ de siyaset şekil değiştirirken, “çıkar odaklı beraberliklere” dikkat çekmek isterim.
 
Alaplı’ da yaşanan itibarsızlaştırma eylemleri sokağa salınan “itibarsızlaştırma? “ ve ötekileştirmeler toplum nezdinde hasara, güvensizliğe yol açıyor.
 
Dün yola çıktıklarını(!) yolda bırakanların saltanatları sallandıkça, etraflarında yaşanan öz güven duygusunun yerini, “küçük düşürmelere” bırakmaya başladı.
 
Alaplı’ da bir kesimin tuzu kuru. Bu tuzun ne zaman kokacağı! İse an meselesi.
Yıllarca dile gelen birliktelik bozulmuş durumda…
 
Bir kesim daha çok kazanmak için toplum sağlığını hiçe sayarken, buna sessiz kalan idareden söz etmek isterim.
Bu ilçede siyaseti “çıkarlar?” üzerine oturtan birkaç ağa, suyun başında…
Su her zaman onlardan tarafa akıyor.
 
Yok edilen doğa ve çevresel tehditler maalesef 10 yıl içinde çok büyük “Doğa Katliamlarının mimarlarıdır!”
Onlar Cami yaparak Müslüman kimliğine bürünmüş, kul hakkı yemek için her tüm anti yasal alanlara hâkim olmayı başarıyorlar.
 
Alaplı’ da son yaşanan elim intiharın ardında yatan gerçek şudur; Bu gencin içine düştüğü durumdan kurtarmayı değil, sona giden yolu(?) tıkayanların, timsahın gözyaşlarını nasıl izah edebiliriz…
 
Şimdi bir gerçek var. Alaplı eski tutucu, dayanışan insanlardan arınmış. Birey olma temeline atılan beton gibi.
Önce şahsi çıkarlar?
Tüm ekonomik kazanımları kendi saltanatları doğrultusunda örgütleyen, kökü dışarda veya içerde “rant” çevreleri doğayı katlederken seyreden bir “basın?” olduğu sanılan çevrenin ne beklentisi var bilirim…
Alaplı’ da YAT firmaları tarafından kurulan AYTEK ‘e ait arsaların çevreye vereceği zarar konusunda İl Genel Meclisi’nde alınan karar, Milletvekili “ortaklı” olduğu şaibesi de gün ışığına çıktı.
Bir İş adamının ifadesi; Masonlar!” bir koldan Alaplı’yı talan etmeye çalışıyorlar. Diyor.
“FETÖ bağlantılı siyasetçilerin partisi yok!” Diyen İş İnsanının akıl almaz iddiaları kayda geçmeli bence.
Alaplı’ da yaşanan toplumsal değişim ve her köşede “havadan para kazanma!” ve haksız yere ticaret yapan, derelerin sularını kurutanların(?) bu cüreti nerden aldıkları da söz konusu.
Pis kokular artık şehrin içine kadar yayılmaya başladı?
Buna rağmen “biz gazetecileri” itibarsızlaştırmaya çalışan “sözde siyasiler!” şimdi AYTEK için neden birlik içinde değiller?
Kimler böyle bir projeye engel oldu?
Alaplı’ya Müjde verenler neden susuyorlar. İl Genel meclisi üyeleri Alaplı Çayı içinde yaşanan vurguna neden seyirciler?
Yoksa onlar damı?
 
Bu konularda ,Basın gerekli duyarlılığı ne kadar gösteriyor?
Gazeteci olmanın koşullarını biliyor mu?
Bana sorulan değil, bana vurgu yapanları duyunca, kendimi de “toplumsal yaşama ne kadar değer veriyorum?” sorusuna yanıt aramaktayım.
 
Şimdi çıkarları için aynı saha da iş yapan firmaların savaşı arasındayım!
Bir yanda “insan yaşamına olumlu, olumsuz etki edecek kirlenme, öte yanda ben varım!”
Be bu geminin içinde aynı denize açılan bireyim.
Sorumluyum…
Doğadan, çevreden.
Öte yanda ise sadece daha çok kazanmak, daha çok servet edinme yarışı içinde olanlar var.
 
Alaplı’ da siyasetin içinde oluşan “kirlenme daha da acı” Çok büyük komplolar döner dolap gibi sokağa taşırılıyor.
 
Kişi hakları yok ediliyor.
Böyle kirliliğe susmak, dilsiz şeytan olmak gibi bir şey…
Ne yapacağız. Susup ötekiler gibi “bana ne!” demek mi, ya da;” önce insan!” demek mi?
 
İşte, sorunun cevapsız kalan yanı…
 
Değerli okurlarım, Ereğli ve Alaplı’ da çok ciddi krizler kapıda, çok sayıda proje hayata geçmeyi bekliyor. Ama projelerin nerede ise çoğu yapılamayacak durumda.
 
Alaplı’yı “parası ile yönetmek isteyen?” bir yapıyı takip etmek, burada yaşanan vurgunlara(?) işaret etmek hiç kuşkusuz duyarlı basın olmayı gerektirir.
 
Bizde bu yapıya gücümüzün yetti kadar dikkat çekmek üzere, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sorumlu ve duyarlı gazetecilik işlevini gereğince yapmaktan her zaman olduğu gibi gurur duyacağız.
3.Mayıs 2024
 
Diğer tüm yazıları için buraya tıklayın!
Adınız
:
Mail
:
Mesajınız
:
Bu içeriğe ilk siz yorum yapın!
BU İÇERİK FACEBOOK YORUMUNA AÇIK DEĞİL!
makale kategorileri
 
 
son gelişmeler
öne çıkanlar