Tesettür, “örtünmek, kuşanmak, araya perde koymak, gizlenmek” anlamlarına gelir. Terim olarak ise dinen belirlenmiş ölçülere göre örtünme yükümlülüğünü ifade eder. Bu kelime, örtünmenin fıtrî, doğal, sosyo-kültürel ve ahlâkî boyutlarını da kapsar.
Kur’ân-ı Kerîm bu konuda açık bir emir verir. Nûr Sûresi 31. âyetin ilk kısmında şöyle buyrulur:
“Mü’min kadınlara söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, iffetlerini korusunlar. Ziynetlerini (yabancılara) göstermesinler. Başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar…”
Hz. Âişe validemiz bu âyetin inişinden sonra yaşananları şöyle anlatır:
“Bu âyet inince, sahabe kadınları elbiselerinin kenarlarını kesip başlarını örttüler.” (Buhârî, Tefsîr, 12)
Buradan anlaşılıyor ki tesettür, buluğ çağına gelen her Müslüman kadın için bir farzdır. Bu nedenle kişisel zevk veya tercihlerden öte, Allah’ın emrine teslimiyet meselesidir. Bir mü’minin üzerine düşen “işittim ve itaat ettim” demek değil midir?
Tesettür sadece başı örtmek değildir; bir duruş, bir tarz, bir teslimiyet, bir itaat meselesidir. Tesettür namaz gibi oruç gibi Allâh’ın emirlerinden bir emirdir. Sadece kadına emredilmiş bir sorumlulukta değildir. Nûr suresi 30. Âyette rabbimiz erkeklerinde tesettüre dikkat etmesi gerektiğini söyler. Bu açıdan baktığımızda -zannedildiğinin tersine- sadece kadınların uygulaması gereken bir farz değildir.
Başörtüsünü Rabbimizin istediği şekilde uygun kıyafetle tamamlamak Müslüman bir kadın için ne kadar gerekli ise, tesettüre uygun ortamlarda bulunmak ve hareket etmek de hem kadınlar için hem de erkekler için bu sorumluluğun bir parçasıdır.
Elbette bu süreç bir altyapı ister. Tesettür eğitimi, bebeklikten buluğ çağına kadar zamana yayılan, kimi zaman esneklik kimi zaman dik bir duruş isteyen bir eğitim olmalıdır. Çocuk, dar ve kısa kıyafetlere alıştırılırsa zamanı geldiğinde tesettüre karşı mesafeli durabilir. Yaşına uygun bol ve uzun kıyafetler giyen bir çocuk elbette daha yumuşak bir geçişle bu sorumluluğun altına girebilir. Yaşına uygun olması gerektiğinin altını çiziyorum. Burası da son derece dikkat edilmesi gereken bir nokta. Yaşıtları arasında kendini kıyafetinden ötürü yabancı hisseden bir çocuk tesettürü benimsemekte zorlanabilir.
“Küçüksün, büyüyünce kapanırsın” diyerek ertelemek, ileride tesettüre girmeyi zorlaştırır. Çocuğu zaman zaman kapalı çıkmaya teşvik etmek, takdir etmek, dua etmek ve bu duaları onun yanında dile getirmek süreci kolaylaştırır.
Ne yazık ki bazen “Daha sonra açılacaksan hiç yapma” gibi kırıcı sözler duyuluyor. Oysa geleceği yalnız Allah bilir. İnsan nasıl hastalandığında tedavi için çabalıyorsa, manevî sıkıntılar için de çaba göstermelidir. Çocuğu kendi hâline bırakmak değil, uygun üslup ve samimi dua ile desteklemek gerekir.
Çevreden gelen alaycı sözler de çocukları etkileyebilir. Bir öğrencime başörtüsü taktığı için “kocakarı gibi olmuşsun” denmişti. Böyle bir genç kızı takdir edip teşvik etmek yerine incitmek, onu yolundan çevirebilir.
“Sen bu sorumluluğu taşıyamazsın” diyen anne-babalar da olabiliyor. Oysa Allah kimseye gücünün üstünde yük yüklemez (Bakara 286). Mü’min olan bilir ki bu tür söylemler şeytanîdir.
Ne yazık ki düğün, spor ya da deniz gibi ortamlarda hayâ duygusu çoğunlukla kayboluyor. Çekilen fotoğrafların sosyal medyada paylaşılması da günahın şahitlerini artırıyor. “Utanmadıktan sonra dilediğini yap” hadisi (Buhârî, Edep, 78) bu çağda daha da anlam kazanıyor.
Ayrıca dindar ailelerin bu konuda dengeyi koruması da son derece önemlidir. Çok küçük yaşta tesettüre zorlanan bazı çocukların ileride açıldığını görebiliyoruz. Baskı, kişiyi mü’min değil münafık yapabilir. Niyet doğru olsa da yanlış yöntem faydadan çok zarar getirir. Mesela yaz aylarında çocuklarımıza tesettür adı altında kat kat giydirmek faydadan çok zarar verebilir. Hoşgörü ve anlayışa belkide en çok ihtiyaç duyan kesimlerin başında çocuklar gelmekte.
Dinimizin emirlerini aktarırken ölçüyü korumak, ifrat ve tefritten uzak durmak gerekir. Peygamberimizin çocuklara yaklaşımını öğrenmek, çevremizde ki tecrübeli kişilerle görüşmek, Allah’a dua ederek yardım istemek, çocuklarımızı bu konuda gayret eden ailelerin çocukları ile buluşturmak/ görüştürmek yolumuzu kolaylaştıracaktır. Netice de kalpler Allah’ın elindedir. Bizim görevimiz gayret etmektir; takdir ise Allah’a aittir.
Sorumluluklarımızı, vazifemizi hakkıyla yapabilmek ve tevekkül edebilmek duasıyla…