HİLAL UYSAL
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. HAC TESLİMİYETTİR

HAC TESLİMİYETTİR

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Rabbimizin (cc) emri, Peygamberimizin (sav) sünneti, Hz. İbrahim’in mirasıdır hac bize. Neden diye sorgulamadan özüne yolculuk yapmaya niyetlenerek yola çıkmaktır. Yönelmektir hac. Kabenin rabbine, yeryüzünün merkezine. Dağın, taşın, tepenin çoraklığına rağmen Muhammed-i Nurla aydınlanışını kasdetmektir hac. Ziyaret etmektir Allah’ın nişanelerini. Sembollerin ardındaki manaya teslim olmaktır.
Teslimiyetin ilk durağı mikattır. Mikat sınır demektir. Allah’ın (cc) harem bölgesine, saygın şehrine girebilmek için bir takım kurallara uymak gerekmektedir. Bunun adı ihrama girmektir. Sair zamanlarda helal olan bazı isteklerinden, zevklerinden, davranışlarından feragat edersin ihramlıyken. Saçınla, tırnağınla, bedeninle uğraşmaz; ruhuna yönelir, ‘ben’ den geçer, yaratılış gayene uygun ‘benlik’ inşa etmeye çabalarsın.
“Buyur Allah’ım buyur, emrine amadeyim buyur. Senin ortağın yoktur buyur. Hamd sana, nimet senin, mülk senindir. Senin ortağın yoktur” duası dillerdedir artık.
Peygamberimizin (sav) “Hac Arafattır” sözüne ittiba ederek varılır Arafata. Ve bir bekleyiş başlar. Tıpkı mahşerde Rabbimizin “Kitabını oku. Bugün sana hesap sorucu olarak nefsin yeter” nidasını işitecek gibi. Keşkeler, eyvahlar, yazık banalar zihinleri altüst etmişken, hala nefes aldığını hatırlar ve bundan sonrasını rıza-i ilahi doğrultusunda yaşamaya daha çok gayret edeceğine söz verir.
Hz. Adem ve Hz. Havva’nın tevbelerinin kabul edildiği yerdir Arafat. ”Ey Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan mutlaka ziyan edenlerden oluruz.”(Araf,23) diye iltica ettikleri gibi sığınır Allah’a (cc). Tevbesinin kabul olması ümidiyle.
“Şeytan, kanın dolaştığı gibi insanın içinde dolaşır” (Hadislerle İslam Cilt 1 sayfa267) Hadis-i Şerifi ışığında  tutarsın cemeratın yolunu. Başlarsın bedenine, ruhuna sirayet eden şeytan kaynaklı bütün kötü düşünceleri, duyguları, davranışları taşlamaya. Kibri, riyayı, hasedi, kendini beğenmişliği, affedememeyi, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşama arzusunu, bencilliği, haram helal demeden biriktirme arzusunu, dünyalık öfkeleri, merhametsizliği… “Şeytana kulluk etmeyin, o size apaçık düşmandır; bana kulluk edin, doğru yol budur” dememiş miydim? (Yasin, 60) ayetini ilk defa duyar gibi.
Kurbanla, nefsinden kaynaklı, hevalarını, ihtiraslarını kurban edersin. Kurban yaklaşmak demektir. Allah’ın emrine teslim oldukça yaklaştığını hissedersin manevi tekamüle. “Benim namazım, ibedetlerim, hayatım, ölümüm hepsi alemlerin rabbi olan Allah içindir” (En’am, 162) ayetiyle hayatını anlamlandırır ve hissettiğin mutluluğu bağ kurduğun herkese taşırsın.
Kabe, ilk olarak meleklerin inşa ettiği, Hz İbrahim ve Hz İsmail’in temellerini yükselttiği kutsal mabed. Yıllardır namazlarında yöneldiğin Beytullah karşındadır artık. Aşığın maşuğuyla buluşmasıdır bu. Gözlerini alamazsın Beytü’l-Haram’dan. Rabbim sana geldim. Hatalarımla, günahlarımla, hırslarımla. Ama en önemlisi kalbimde senin için biriktirdiğim hasretimle dersin ve başlarsın dönmeye Beytü’l Ma’mur’un etrafında. Döndükçe arındığını hissedersin kalbi hastalıklarından. Dönüşmüştür kalbin kuş kalbine. (Müslim, Cennet)
Bu arınmışlığı ömür boyu devam ettirebilmek için Safa ve Merve’de sa’y yaparken  bulursun kendini. Say çabalamak demektir. Sen de Safa’dan Merve’ye, Merve’den Safa’ya gidip geldikçe asıl çabanın fani olandan baki olana yönelmesi gerektiğini idrak eder ve “Makbul bir haccın karşılığı cennettir” (Müslim,Hac,437) sırrına vakıf olursun.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter