Şükrü Aşçıbaşı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Sosyal Hayatta Münafıkların Ayak İzleri- 2

Sosyal Hayatta Münafıkların Ayak İzleri- 2

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Münafıkların en bariz özelliklerinden birisi insanın gözünün içine baka baka, sesleri titremeden muhatabını ikna edici bir biçimde yalan söyleyebilmeleridir. Belki de bu işte öyle ustalaşmışlardır ki uydurdukları yalana kendileri bile inanır hale geliyorlardır. Münafıkların bu özelliklerine Yüce Rabbimiz şu şekilde dikkatimizi çekiyor: “Onlara “Yeryüzünde düzeni bozmayın” denildiğinde, “Hayır, biz yalnızca ıslah edenleriz” derler.” ( 2/ 11.)  Yalancılığı şiar edinmiş bu adamların bütün çabaları içlerinde bulundukları Müslümanlar başta olmak üzere dünyayı kargaşaya sevk etmektir. Belki korkaklıkları tek bir kurşun bile atmalarına engel olsa da kin ve nefretleri, dünya menfaatine olan düşkünlükleri dilleriyle bütün dünyayı çorba kazanı gibi hercümerç etmekten geri durmamalarını sağlar.  Münafıkların bir diğer temel özellikleri korkak olmalarıdır. Yüce Rabbimiz korkaklıklarına sarahaten şu şekilde temas ediyor: “Her gürültüyü kendilerine yönelik sanırlar” (63/4.) eskilerin tabiriyle “kendi gölgelerinden korkar” bir halde yaşarlar ikiyüzlülüklerinin, hilelerinin, Müslüman ve kâfir topluluklar arasında mekik dokumalarının açığa çıkacağından tir tir titreyip ödleri patlar.
Münafıkların bir diğer özellikleri  “Onlara “Diğer insanlar gibi siz de iman edin” denildiğinde, “Akılsızların inandıkları gibi biz de inanalım mı?” derler. Biline ki, asıl akılsızlar onlardır, fakat bilmezler.” (2/ 13.) ayette ifade edildiği üzere hakiki müminlerle aynı inancı zahiren bile paylaşmaktan geri durmalarıdır. Münafıklar kendi inançlarının doğru olduğunu, hakiki Müslümanların inançlarının beyinsizlikten ibaret olduğunu, cahillik olduğunu dile getirirler. Yani hem suçlu hem güçlü sözündeki gibi bir durumdadırlar. “Yavuz hırsız ev sahibini bastırır” atasözünde olduğu gibi inanmamaları yetmiyormuş gibi inanan adamların imanını sorgulayıp onları imansızlıkla yaftalamakla meşguldürler. Dikkat çekici bir diğer husus ise münafıkların Müslümanlara hakaret etmekten çekinmemeleridir. Başkalarına gelince ağam, paşam deyip yüz sürmekten geri durmayan adamlar Müslümanlara cahil, beyinsiz gibi sözlerle hakaret etmekten ve saygı sınırını aşmaktan geri durmazlar. Aslında Kur’an-ı Kerim’e baktığımızda hakaretin, başkalarına sayıp söverek saygı sınırlarını çiğneyerek konuşmanın küfrün konuşma biçimi olduğu ifade edilebilir mesela hakaret ve tehdit edici bir üsluba Hz. İbrahim ile babasının Meryem suresinde geçen diyaloglarında  “(Babası:) “Ey İbrâhim! Sen benim tanrılarımdan yüz mü çeviriyorsun? Eğer vazgeçmezsen, andolsun seni taşlatırım; şimdi uzun bir süre gözüme görünme!” dedi.” (19/ 46.) rast geliriz.
Münafıkların Kur’an-ı Kerim’den öğrendiğimiz bir diğer özellikleri ise  “İman edenlerle karşılaşınca “inandık” derler, şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında ise “Biz sizinleyiz, biz yalnızca alay etmekteyiz” derler.” (2/ 14.) bu ayet-i kerime de dile getirilen mümin ve kâfirler topluluğu arasında gidip gelmeleridir. İslam düşmanlarıyla bir arada olmaları Müslümanların uğradığı zulüm ve baskının önüne geçmek, fitne ateşini söndürmek için değil aksine küfrün elebaşlarına bağlılık ve sadakatlerini sunmaları maksadıyladır.
Gizli kapılar ardında kafirlerle dirsek temasında bulunmak, ikili görüşmelerde bulunup Müslümanlarla dalga geçip alay ettiklerini ifade etmek münafıkların karakterine çok uygun bir özellik olsa gerek. Maddeler halinde münafıkların sosyal hayattaki adımlarını şu şekilde ifade edebiliriz:
1) Münafıklar ağızları açıldığında bizde Müslümanız demekten geri durmazlar fakat kuru bir gürültünün öteye geçmelerine içlerinde bulunan inkâr hastalığı engel olur.
2) Sosyal hayatta, toplum içerisinde sergiledikleri tavır ve tutumlar lafazanlıklarıyla insanları ve Allah’ı kandırmaya yöneliktir.
3) Soğukkanlılıkla ustaca yalan söylerler.
4) Toplumdaki her haberi kendi içyüzlerini açığa çıkaracak bir hadise sanacak kadar tedirginlerdir. İkiyüzlülükleri artık ruhi bir bunalım ve sinir bozukluğu derecesine ulaşmıştır.
5) Korkaktırlar. Ne Müslüman ne de kâfir olduğunu ifade edecek cesarete sahip değildirler.
6) Müslümanların akidesi ile ortak inanca sahip değildirler.
7) Müslümanlara hakaret etmekten geri durmazlar.
8) Kâfirlerle asıl yüzlerini göstermek için bir arada bulunurlar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter