Bu akşam biraz nostalji yapalım ve 2007 yılında eşsiz boğaz manzarasında İstanbul Ulus Park’da buluştuğumuz“ Şeytan” lakaplı Rıdvan Dilmen ile yaptığımız röportajı sizlerle bu akşam tekrar paylaşalım. O dönem sosyal medya bu kadar yaygın değildi. Okumayan çoktur.
Rıdvan hocaya O zaman’da sormuştum, Şimdi de soruyorum ne olacak bu Fener’in hali?
1989 yılında bir sezonda rekor kırılarak103 golün atıldığı o efsane Fenerbahçe kadrosunda yer alan Rıdvan Dilmen’li o kadroları özlüyoruz.
YASİN ÖREN’İN 2007 YILINDA YAPTIĞI O RÖPORTAJ…
Türk futbol tarihinin en önemli isimlerinden biri olan “Şeytan” lakaplı Rıdvan Dilmen ile İstanbul’da buluştuk.
Futbol sahalarındaki çabukluğu ve zekâsı ile spor camiasının sevgilisi haline gelen Dilmen 30 yıllık futbol yaşantısından bizlere çeşitli kesitler sundu. (Üzerinden 20 yıl geçti röportajın. Şimdi 50 yıl oldu tabi…)
Bir zamanlar rakiplerinin korkulu rüyası olan Zonguldakspor’un tekrar eski günlerine dönmesini temenni eden Dilmen, sayısız defa Zonguldak’a geldiğini ve bölge halkının çok sıcak ve samimi bulduğunu söyledi.
Sorduğumuz tüm sorulara içtenlikle cevap veren Dilmen’e röportajımız esnasında yaşanan bir olay kendisinin taraflı tarafsız herkesim tarafından ne kadar çok sevildiğini ortaya koyuyordu.
Doyumsuz boğaz manzarası altında fotoğraf çektirmek için bulunduğumuz parka gelen yeni evli çift tam ayrılmak üzereyken Dilmen’i ve bizi fark etti.
Parkın anayola çıkan merdivenlerinde kolundaki eşini bırakan Galatasaraylı Damat, Dilmen ile fotoğraf çektirmek için eşini tek başına bırakarak yanımızda geldi.
Olayın şaşkınlığı ile daha yeni evlendiği eşinin ne yaptığını anlayamayan Gelin ise Dilmen’i fark edince bulunduğumuz alana tek başına gelerek o anı objektiflere gülümseyerek hafızlara kazımayı ihmal etmediler.
Dilmen ile çok çarpıcı röportajımız da Türk futbolunun geleceğinden tutunda, sporda şiddetin nasıl önlenmesi gerektiğine kadar merak edilen her konuda görüşlerini aldık.
“Gol olur” sözüyle özdeşleşen, gazete ve televizyonlarda sayısız defa röportajı yayınlanan Dilmen, bizlere ise gönül kapısını açarken tüm gol kapılarını ise kapattı.
-Türk milli takımın ve Fenerbahçe gibi büyük kulüplerinin sayısız defa formasını ıslatan Rıdvan Dilmen şimdilerde neler yapıyor?
R. D- NTV’de Gültekin Onay’ın sunduğu yüzde yüz futbol programında yorumculuk Milliyet Gazetesi’nde yazarlık yapıyorum.
Onun dışında Fenerbahçe Kulübünün benden istediği futbolcuları seyredip, onlara tavsiye ediyorum, ya da etmiyorum.
Mesela şimdi Aziz Başkanın (Yıldırım) yanından geliyorum. Bir futbolcuyu benden izlememi istedi.
-Hocam merak ettik, kim bu futbolcu?
R.D: Bu söylemem yanlış olur.
-Hala iyi para kazanabiliyor musunuz?
Hala iyi kazandığımı söyleyebilirim.
-Zonguldak’a deplasman maçları dışında hiç gittiniz mi?
Doğru deplasman maçlarına çok gittim. (Gülüşmeler) Onun dışında Zonguldakspor’un birinci ligde olduğu dönemlerde takımdan oynayan futbolculardan arkadaşlarım ve ağabeylerim vardı, onları ziyaret ettim. Zonguldak şehir merkezinde çok dolaştığımı hatırlıyorum.
-Sizi tekrar Fenerbahçe’nin başında Teknik Direktör olarak görebilecek miyiz?
Bu konuda karar aldım. Şimdi yorumculuktan memnunum. Tekrar Teknik Direktörlük yapmak açıkçası istemiyorum.
-Fenerbahçe’nin başında biraz erken mi geldiniz?
R.D: Hayır geç geldiğimi söyleyebilirim. Bana göre daha erken gelmeliydim. İlla birinin bir takımın başına gelmesi için 60 yaşında mı olması mı gerekiyor? Benim düşüncem daha erken de geçebilirdim.
-Bu yıl size göre en isabetli transferleri hangi kulüpler yaptı?
Transferleri tam olarak görmemiz lazım. Daha bitmediği için yorum yapmak erken. Takımların kendilerine göre eksik olan mevkilere oyuncu aldığı görünüyor. Biraz daha beklemek lazım bana göre.
-Futbolculuk, Teknik Direktörlük, Spor Yazarlığı en çok hangi mesleğin sizle özdeşleştiğini düşünüyorsunuz ?
R.D: Bana göre en kolayı futbolculuktu.
-Rıdvan Dilem’i Fenerbahçe camiasının sevgilisi haline getiren nedir, Birde N’olacak bu Fener’in hali?
Ben futbol yaşantımda Fenerbahçe dışına hiçbir kulüp de oynamayacağımı açıkladım. Ben 33 yaşında futbolu bıraktım. Haliyle oynadığım futboldur; bu sevginin nedeni. Futbolu biz ruhumuzla oynadık. Ruhla oynanması gerekiyor. Başarı o şekilde gelir.
-Tanju Çolak’ın gündem yaratan; “Teşvik primi aldım. Çatır çatırda yedim” sözünü nasıl değerlendiriyorsunuz.
Afiyet olsun. Ben Fenerbahçe gibi büyük bir kulüpte futbol oynadığım için böyle bir teklifle karşılaşmadım. Yalnız bu konudaki düşüncemi sorarsanız teşvik artık yasal hale getirilmeli.
-Yabancı kontenjanı hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bu isteyen kulüpler var. Bana göre yabancı sınırlaması devam ettirilmeli.
-Futbol da şiddet nasıl önlenir.
Şiddet futbolcular arasında yok. Medya ve yöneticiler arasında oluyor. İlk önce buradan başlamak gerekiyor. Bu noktada eğitimde önemli bir yer tutuyor.
-Bütün bu koşuşturma içersinde kafanızı dinlemek için ne yaparsınız mesela ne tür müzikler dinlersiniz?
Ben müzikte ayırım yapmam. Mesela radyoyu çok sık dinlerim. Ne çalarsa hoşuma gideni açarım. Ailemle zaman geçirmeyi severim. Onlar beni dinlendirir.
Hocam son olarak futbolun geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Türk futbolu önemli gelişmeler kaydetti. Mesela Avrupa futbolu gerileme kaydederken bizim futbolumuz ilerledi. Şunu söyleyebilirim. Önümüzdeki yıllar Türkiye tekrar bir UEFA Şampiyonu çıkarabilir ama Şampiyonlar Ligi Şampiyonluğunu ben hayatta iken göremem. Roberto Rarlos’un ülkemizde futbol oynaması güzel bir şey. Bu kadar çok Brezilyalı’nın olduğun yerde adaptasyon sorunu da yaşamaz. Tuncay ise kendi kararını verdi o da Türk futbolu için önemli bir isimdi, saygı duymak lazım.
-Hocam bize zaman ayırdığınız için teşekkürler ayağınıza sağlık.
Asıl ben teşekkür ederim. Güzel bir söyleşi oldu.
Özgeçmişi
1962 yılında Aydın’ın Nazili ilçesi’nde dünyaya gelen Rıdvan Dilmen, Türk spor tarihinin en önemli isimlerinden biridir. Spora atletizm ile başlayan Dilmen daha sonra futbola yönelerek ilk defa Muğlaspor formasını giydi. Buradan Boluspor’a transfer olan Dilmen çabukluğu zekası ile taraftarının sevgilisi haline geldi. Daha sonra Sarıyer kulübünde top koşturan Dilmen ardından Fenerbahçe’nin başarılarından en büyük pay sahibi olan 8 numaralı ismi oldu. Sık sık nükseden sakatlığına rağmen olağan üstü çabukluğu, golle buluşması ile Fenerbahçe’nin ve futbolun sembol isimlerinden biri halinde geldi. Hiç Kabul etmese de Antrenörünün taktığı “Şeytan” lakabıyla tanındı.
1989-90 sezonunda Fenerbahce-Trabzonspor maçında Yesiç’in darbesiyle ağır bir sakatlık geçirdi ve tam tamına 13 kez ameliyat masasına yattı.
Evli ve bir erkek ve bir kız çocuğu sahibi olan Dilmen Milliyet Gazetesi’nde spor Yazarlığı ve NTV’de yorumculuk yaparak halen futbolda söz sahibi olmayı sürdürüyor.

