Malumunuz Alaplı Çayköyü Köyü altında Ada mevkiinde bulunan süs bitkileri satan bahçede yapılan operasyona içinde doğal olarak bulunan “meskalin” bileşiği nedeniyle halüsinasyona yol açan Peyote ve san pedro kaktüsü olduğu iddia edilen 30-40 köke el konulmuştu.
Operasyonun başlama hikayesi ilginç!
Onu anlatacağım size ama önce yazdığım haber sonrasında işyeri sahibi ile aramda yaşanan diyaloğu size aktarmak istiyorum.
BANA, “KAKTÜS OLAYININ MADURUYUM. ZORUMA GİDİYOR SOKAĞA ÇIKAMIYORUM” DEDİ….
Haberler sonrasında adli kontrol şartı ile serbest kalan işyeri sahibi beni aradı.
Meslek hayatımızda, yazdığımız haberler sebebiyle yüzlerce kez bu tür geri dönüşlere cevap veriyoruz. Haberin muhatabının beni araması. Artık benim için rutin şeyler, bazen bu telefon konuşmalarında, ya da yüz yüze görüşmeler de tansiyon artıyor, bazen sakin sakin konuşuyoruz.
Onlarca kez Savcı ve Hakim karşısına çıktım. Sadece 1 kez tekzip yayınlamak zorunda kaldım.
Oda habere muhatap bürokratı, geçici görevlendirme yazmam gerekirken, “atama yapıldı” diye yazdım diye tekzip yedim. Haberi sağlama bağlamadan kimseyi karalamam. Flu, ayağı yere sağlam basmayan haberi yazmam.
Gerek haftada iki gün yayınlanan Medya 67 gazetemizde gerek internet sitemizde gerekse sosyal medya hesabımda haftalık ortalama 40 ila 50 tane haber üretiyoruz. Sürekli manşet, sür manşet, iç sayfa haberleri dizayn ediyoruz.
ÜLKEDE YAPILAN İKİNCİ OPERASYON…
Bu kaktüs olayında da Türkiye’de ikincisi yapılan bir operasyon gerçekleşiyor.
İşyeri Sahibi konuşmasında bana şöyle dedi:
“Benim uyuşturucu madde gibi işlerle işim olmaz. Millet ‘geçmiş olsun’ diyor zoruma gidiyor. Bende 2.500 çeşit kaktüsten 50 Bin adet var… Kaktüslerin fiyatları 50 TL’den başlıyor, 150 TL’ye kadar satılıyor. Bir tane 20 yıllık çürümüş sahte o bahsedilen kaktüsten var. Uyuşturucu maksatlı bu işi yapacak kadar alçak değilim.”
-Dedim İşyerinize Jandarma tarafından baskın yapıldı mı?
Yapıldı?
Gözaltına alındınız mı?
Alındınız.
Hakim Savcı karşısına çıkıp, siz ve diğer bir kişi adli kontrol şartı ile serbest bırakıldınız mı?
Bırakıldınız.
Ben dedim sizin haber de isminizi yazdım mı?
Yasa gereği Ad ve soy adının ilk harflerini yazabiliyorum.
Öyle yaptım mı? Yaptım.
ARŞİV FOTOĞRAFI KULLANDIM.
-Peki, şimdi benden ne istiyorsunuz. Dedim.
Benim haberde İran sınırında yapılan bir operasyonun fotoğrafını kullanmışsın.
Evet doğru onu kullandım. Haber fotoğrafına arşiv yazıp, kullandım.
Arşiv yazdıktan sonra kullanmakta bir mahsur yok.
“Ben bu haberden sonra sokağa çıkamıyorum” dedi.
Ortada bilmeden yapılan bir hata var diyelim. 2 Bin 500 çeşit toplam 50 bin kaktüs içinde araya karıştı bilmeden oldu diyelim. Hadi bunu kabul edelim.
O VİDEODAN YOLA ÇIKILDI. OPERASYONUN DÜĞMESİNE BASILDI.
Peki o zaman jandarma ekipleri tarafından bu operasyonun düğmesine nasıl basıldı?
Beni arayan ve adli kontrol şartı ile serbest bırakılan şahsın oğlu İHA’ya videolu söz konusu kaktüs elinde açıklama yapıyor. Görüntü yeni değil eski bir görüntü.
İsteyenler Youtube arama motoruna “kaktüs Alaplı” yazıp vidoyu seyredebilir.
O videoya da oğlu diyor ki; “Elimdeki kaktüste Güney Amerika’da tapıyorlar. İçinde bir madde var, insanın psikolojisini etkiliyor, maskelin var. O amaçla kullanmışlar: diyor.
Yalnız şunu bilmiyor olabilir. Maskelin maddesi ülkemizde yasaklı uyuşturucu olarak kullanılan ve kabul edilen bir madde…
Çok net, çok vurgulu, çok kesin ifadeler bunlar.
Bu vidoluyu gören kolluk kuvvetleri operasyonun düğmesine basıyor. Alaplı’da baskınlar ve gözaltılar yaşanıyor.
Şimdi soruyorum. Bir kişi bunun suç olduğunu bilse, herkesin bunu seyredeceğini bildiği halde bir gazeteciye bu açıklamayı yapar mı?
Yani kendini yakar mı, cevabını siz verin!?

