Şükrü Aşçıbaşı
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Sosyal Hayatta Münafıkların Ayak İzleri

Sosyal Hayatta Münafıkların Ayak İzleri

0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’in farklı yerlerinde çeşitli vesilelerle münafıkların bazı hasletlerinden, ahlaki vasıflarından bahseder. Bu anlatımları, münafıkların ibadet hayatındaki özellikleri ve sosyal hayattaki vasıfları diye kategorize etmek mümkündür. Bu insanların özellikle sosyal hayattaki münafıkça tavır ve tutumlarını tanımak, toplumdaki huzurun, birlik ve beraberliğin devamı için büyük önem arz eder. Münafıklardaki özellikleri bilmek sadece münafıkları tanımaya vesile olmaz aynı zamanda müminlerin, münafıkça tavır sergilemekten uzaklaşmaları içinde ehemmiyet arz eder.
Münafıkların sosyal hayattaki özellikleri bilhassa Kur’an-ı Kerim’in Mushaf tertibinde ikinci suresi olan Bakara suresinin baş tarafında 8-16. ayetleri arasında yer alır. Bu ayet-i kerimelerde münafıkların ilk vasfının, ağızları açıldığında bizde Müslümanız demekten geri durmamak olduğu (2/8.) ifade edilir. Aslında Müslümanlarla münafıklar arasındaki en büyük fark Müslümanların aksiyon, eylem adamı olmaları, münafıkların ise kuru bir gürültüden öteye geçememeleridir. Teşbihte hata olmaz atalarımız bu durumu “Havlayan köpek ısırmaz” ve “Boş teneke çok tıngırdar” atasözleriyle ifade etmişler ve münafıklar gibi sadece sözde kalan adamları “Yağmasa da gürler” sözüyle tarif etmişlerdir. Bu sebeple Müslümanlar her mevzu hakkında çokça konuşan hiçbir şey yapmayan insanlara karşı temkinli davranmalıdırlar ve kendilerinin de laftan öteye geçememekten sakınmaları gerekir.
Münafikun suresinde ise bu insanların söz söylemedeki mahirliklerine dikkat çekilir: “Onlara şöyle bir baktığında dış görünüşleri sana iyi bir izlenim verir; konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Ama onlar sanki bir yere dayanmış kütükler gibidir (böyle güvendeymiş gibi görünürler). Her gürültüyü kendilerine yönelik sanırlar. Asıl düşman onlardır, onlardan korun! Allah kahretsin onları! Nasıl da haktan yüz çeviriyorlar!” ( 63/4.)
Yani münafıklar ağızları açıldığında tabiri caizse ağızları açık bırakacak şekilde mantıklı ve doğru konuşup toplumda akıl sahibi insanları bile etkileyebilirler. Hâlbuki bu adamlar ayetin devamında ifade edildiği gibi “onlar sanki bir yere dayanmış kütükler gibidir” yani bir anlamda sözlerinde bir canlılık ve gerçeklik yoktur. Bilakis dıştan sağlam, içeriden çürümüş, sağlam gövdeden ha koptu ha kopacak dal parçası gibi bir yapıdadırlar. Münafık, masalda cadının Pamuk prensesi kandırdığı elma gibi dışı göz alıcı içi zehirlidir. Dikkatli olunmazsa tıpkı masaldaki prenses gibi toplumu uyutmaları kaçınılmazdır.
Münafıkların zikredilen vasıflarının bir anlamda tamamlayıcısı “Akıllarınca Allah’ı ve iman edenleri aldatmaya kalkışıyorlar; hâlbuki onlar farkında olmadan yalnızca kendilerini aldatmış oluyorlar.” (2/9.) ayetinde anlatılmıştır.
Münafıklar lafazanlıklarıyla insanları ve Allah’ı kandırmaya çabalarlar ama Allah’ın ilminin ezeli olduğunu, görüneni ve görünmeyeni bildiğini ve kendilerinin iç yüzlerinin dıştaki alametlerini inanan, samimi müminlere bildirdiğini bilmezler. Kısacası eğer Müslümanlar uyanık olurlarsa, Rablerinin kendilerine indirdiği meşaleleri yanlarından ayırmayıp onların aydınlığında yürürlerse münafıkların karanlığına düşmezler ve onların fırtınalı bir denizde hareket eden gemilerine binmekten kurtulurlar, çıkarmak istedikleri kaos ateşinin körükleyicisi olmaktan korunurlar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter